[Bolivya] La Paz’daki Anarka-Feminist Grup Mujeres Creando’dan Julieta Parades ile Söyleşi – 2002

Çevirenin Notu: Çevirenin metine yaptığı eklemeler, açıklamalar vb, […] ile gösterilmiştir.

Soru: Mujeres Creando [Kadınlar Yaratıyor] nasıl ortaya çıktı? Amacı nedir?

Julieta Paredes: Mujeres Creando, heteroseksüelliğin bir davranış kalıbı ve feminizmin ise bölücü olarak değerlendirildiği 1980’lerin kibirli, homofobik ve totaliter Bolivya Sol’una bir tepki olarak üç kadın (Julieta Paredes, Maria Galindo ve Monica Mendoza) tarafından başlatılan bir “delilik”ti. Bu bizimki gibi bir toplum için yeni bir şey değildi, bu nedenle bu tip bir eleştiriyi biz zaten geliştirmekteydik.
Bizim Sol’a dair eleştirimizin bir diğer boyutu, ahlaksız, sahtekar ve iki yüzlü bir ahlakla inşaa edilmiş toplumsal pratiğe ilişkindi. Sokaklarda devrimci, sözlerinde devrimci, konuşmalarında devrimci, ama evde kendi sevdiklerinin, kendi ailelerinin diktatörleri.
Son dönemlerde Sol içinde yaşadığımız tüm deneyimlerimizi inceliyoruz; aynı zamanda da tüm Latin Amerikalı feministler için bir deneyim olan Arjantin’de düzenlenen San Bernard konferansında ilk defa yerimizi alarak öğreniyoruz.
Mujeres Creando için, amacımıza doğru ilerlemenin yollarından biri de (diğeri ise yaratıcılık) çeşitlilik [ing. diversity] kavramını kucaklamaktır. Çeşitlilik bizim için aslidir, çünkü eğer diğer grupların nasıl oluştuklarına bakacak olursanız, bunlar genellikle aynı çeşit insanlardan oluşmaktadır (komşuluk, gençler, işçiler, lezbiyenler, vb.). Çeşitlilik toplumdaki bu “kapalı odacıkları” eleştirmenin yoludur. Mujeres Creando lezbiyenlerden ve heteroseksüellerden, beyazlardan ve yerli kadınlardan, genç ve yaşlı kadınlardan, boşanmış ve evli kadınlardan, köylü ve şehirli kadınlardan, vb. oluşmakta. Sistem bizi “kapalı odacıklar” içine hapsetmeye çalışıyor, bizi bölerek daha etkin bir şekilde kontrol edebilmek için.
Burada önemli olan şey, diğer kadınlarla olan bağlantımız sayesinde, bizler Latin Amerikan feminizminin içinde geliştiği çeşitliliği görmeye başlıyoruz; yani çiftçiler, öğrenciler, askerler, lezbiyenler vb. var. Bu çok güzel ve bizi büyüledi.
Ardından yanlızca kadın olmanın yeterli olmadığını fark ettik… derin siyasi farklılıklar vardı. Bizler feminist hareket içinde yoğrulup feminist olduk, ve yine de sonuçta bize boşluk gibi gözüken bir şeyler var: tamam, iyi ve çeşitli, peki ama bizim (hükümete) iktidara karşı duruşumuz neydi?
Bizimle kapitalizmin yıkılmasından bahsedenler arasındaki fark, onların yeni toplum için getirdikleri önerilerin ataerkil soldan kaynaklanıyor olmasıdır. Mujeres Creando içindeki feministler olarak bizler devrim, sistemin gerçekten değişmesini istiyoruz; biz ne yanlızca kapitalizmi değiştirmek istiyoruz ne de yanlızca kadına yönelik tavırları değiştirmek istiyoruz; aynı zamanda gençlere ve çevreye karşı olan tavrın da değişmesini istiyoruz. Biz düşlediğimiz feminizmin tarihsel ve uzun-soluklu bir dönüşümle ataerkilliği değiştirmesini istiyoruz.
Örgütlenmemizi oluşturma sürecinde –patronlara hayır, hiyerarşiye hayır–, ben kendi adıma konuşuyorum ve kimseyi temsil etmiyorum… Bunu daha önce de söyledim ve yine söyleyeceğim; bizler Bakunin veya CNT’den dolayı değil, nenelerimiz yüzünden anarşistiz ve bu çok güzel bir anarşist okul.

S: Latin Amerika’da bir feminist olmak nasıl bir şey?

JP: Bizim toplumuzda feminist olmak demek neoliberalizme ve onun ideolojisine karşı savaşmak demektir; bizim için, feminist olmak demek ırkçılığı, (Sol’un içindeki ve keza anarşizmin içindeki) maçoluğu/cinsiyetçiliği, homofobiyi, ev içi şiddeti, vb.’lerini ifşa etmek demektir. Bu kuşağın (neoliberalizme mahkum olmuş ve Dünya Bankası, İMF vb.’nin vahşi politikalarının yöneticileri olan) cinsiyetçi, bürokratikleşmiş, teknokrat kadınlarını ifşa etmek demektir. Bizlerle onlar arasındaki fark işte bu: onlar iktidarı kullanıyorlar ve sistemin içindeler, ve bu nedenle de daima onlar söylediklerine muhalefet edenlere karşı (askeri, ekonomik, toplumsal, siyasi) kuvvetleri kontrol ediyorlar.
Yani, bizler iktidarla, devletin kadınlarla ilgili kurumlarıyla veya bakanlıklarla ilgilenmiyoruz. Bizler sokaklarda pratiğin ve kuramın güncel inşasıyla ve yaratıcılığımızı beslemekle ilgileniyoruz.
Bizim kuşağımız, nasıl ki geçmişte burjuvazi ile proletarya arasındaki adaletsiz ilişki ifşa edilmişse, erkekle kadın arasındaki adaletsiz ilişkiyi ifşa etmektedir. Bu mücadelelerin sonucu devrim olmalıydı, ancak sistem bu mücadelelerin arkasındaki duygu ve görüşleri asimile etti, onları anlamsız kıldı. Toplum bugün sadece kadın veya erkek olmanın ne demek olduğuyla ilgileniyor, bu ikisi arasındaki ilişkinin adaletsizliğini ortaya çıkarmıyor. Feminizm bu alanı geri kazanmanın yollarını araştırıyor; onun hem tanımlayıcı yanını, ama daha önemlisi ifşa edici niteliğini. Erkeklerle kadınlar arasındaki eşitsizlikle savaşmanın ataerkillik karşıtı kuramımızı yaratma savaşımızın en önünde yer almasını sağlamaya çalışıyoruz.

S: Toplumsal hareketlerde “kadınların eksikliği” hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu bir söylenti mi, yoksa tarihsel bir gerçeklik mi?

JP: “Kadınlar nerede” diye soran insanların gözleri bağlanmış gibi geliyor bana. Devrimci hareketlerin başlangıcından beri bizler daima oradaydık. Öte yandan, günümüzde toplumsal hareketler (Sem-Terra, de los Deudores, Madres y Abuelas de Palzo de Mayo), bunların tümü kadınların önderliğinde diktatörlüğe karşı direnen ve onu göğüsleyen kavgalardır. Kamusal ve özel yaşamda bölünme, bir gözbağı görmekteyiz, gördüğümüz şey mücadelerde yer alan kadınların silinmesidir.

S: Ataerkil toplumun telkinleriyle büyümüş erkekler ve kadınlar, Mujeres Creando’nun amaçlarına nasıl tepki veriyor?

JP: Kadınlar hem korkuyor hem de sempati duyuyorlar. Cinsiyetçi kadınlar maço erkeklerden çok daha inatçı ve saldırgan. Erkekler bizle cinsel ilişki kurmak konusunda dikkatliler; korkuyorlar, bu bir tür kompleks… ancak bize bir tür saygı da duyuyorlar, çünkü on on bir yıldır mücadele ediyoruz.
Başlangıçta, çoğu kadın sempati duyuyordu, ama sonra korktular, çünkü bizimki talepkar ve radikal bir programdı, ama herşeyin suni ve sulandırılmış olduğu bir yerde çalışmanın tek yolu da bu. Ve bize sempati duyan erkekler ise sanki herşeyle ilgileniyorlarmış gibi bizi takip ediyorlardı, ancak bizim anneleri gibi olmamızı, onları beslememezi istiyorlardı; birazcık uyuşuklardı çünkü kendi gruplarını [cinsiyetçilik konusunda kendi erkek gruplarını] yaratmakla yüzleşmeyi kabul etmek istemiyorlardı.

S: Yazdığınız kitaplar, yaptığınız video ve grafitilerle bağlamında, toplumsal değişime ilişkin görüşünüz nedir?

JP: Tüfeği arzular gibi bir mikrofonu veya kamerayı arzulayabilirsiniz… İletişime, yaratıcılıkla aynı seviyede yüksek bir öncelik verdik –yani yaratıcı iletişime. Böylece köklerimizden kopmayı tercih ettik, ve onları bırakarak yaratıcı bir iletişim sürecini başlattık. 1992’de grafitilere başladık. Cochabamba, Santa Cruz ve diğer yerlerde yaptık bunu.
Ve böylece, yaptığımız tüm çalışmalar içinde, (Mujeres Creando imzalı) grafitiler isimsiz değildir –neler istediğimiz yazıyoruz, ve herkes MC’nin bu bölgede olduğunu anlıyor, ve eğer birisi bizi hapise atmak isterse, buraya gelip bunu yapar. Ne zaman graffiti yapmaya çıksak, korkuyoruz. Ancak bunu yapmaya hakkımız olduğunu düşünüyoruz… Coca-Cola parasını veriyor ve boyuyor [duvarları], Repsol parasını veriyor ve [duvarları] boyuyor, peki öyleyse biz parasını ödemeden boyayamaz mıyız? Mesele duvarların boyanması değil, bunun için para ödenmemesi. Eğer kamusal alan için para ödemek zorundaysak, o zaman bu demokrasi için büyük bir çelişkidir. Kamusal nedir, özel nedir? Sokaklar kamusal alandır, tüm bir şehir bahçe; evinizdeki hapishaneden işyerinizdeki hapishaneye gittiğiniz bir hapishane koridoru değil… eğer bu kamusal ise o zaman herkes kullanabilir. Ama kamusal alan için para öderseniz o zaman bu özel [alan] haline gelir. Kamusal alan yok olur. Bu tartışmayı başlatalım. Kirli nedir? Temiz nedir? “Duvarlarımı kirletiyorsunuz!” Oh, öyleyse Coca-Cola bir boyacı ile anlaşınca, duvarları kirletmiyor mu? Bu estetik bir kavramdır. Bence onlar duvarları iğrenç bir şekilde kirletiyor. Ve biz ne yaptık, kendi grafitimizi, bu ise çok güzel.

S: Mujeres Creando’nun önündeki projeler neler? IMC Bolivya’ya katılmanız söz konusu mu?

JP: Eğer Mujeres Creando’nun devam etmesini istiyorsak, kendisini sorgulaması lazım, ve “şirin feministler grubu” benzeri bir efsaneyi temsil etmemeli, çünkü toplumda kök salmak zorundayız. Bunun için, diğer kadınlar ve diğer toplumsal gruplar için, Mujeres Creando kavramları dahilindeki feminizmi kurabileceğimiz bir alan (Creando Feminismo Autonomo –Otonom Feminizmi Yaratma) oluşturmayı öneriyorum… ve insanların bu deneyimleri Indymedia aracılığıyla öğrenmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum.
Benim ayrıcalıklı alanım kadınlar için olacaktır; onlarla başlamak istiyorum. İndymedia alanı sayesinde diğerlerini ve kendimi beslemek için oradan başlamak istiyorum. Kadınlara ait bu alanının diğerlerinden ayrı olması gerektiğini düşünmüyorum –eğer kadınlarla başlarsak daha derin tartışmalara yönelebileceğimizi düşünüyorum. Ama bunu Indymedia’da başlatmak ve kadınlarla bitirmek istemiyorum. Bu kadınlar tarafından, hem kadınlar VE hem de erkekler için yapılan bir öneridir.
(Indymedia’dan)

Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: A-Infos-en Haber Ağı, “Anarcha-Feminism in Bolivia”, Black Flag, sayı 222 (2002).

Print Friendly, PDF & Email
Be Sociable, Share!

Revisions