Rus Devrimi ve Sovyet Hükümeti – 1919 – Peter Kropotkin

Batı Avrupa İşçilerine Mektup

Çevirenin Notu: Çevirenin metine yaptığı eklemeler, açıklamalar vb, […] ile gösterilmiştir.

Bana Batı dünyası işçilerine bir mesajım olup olmadığı soruldu. Şüphesiz Rusya’da gerçekte olanlardan öğrenilecek pekçok şey var. Hepsinden bahsetmek mesajın uzun olmasına neden olacağı için, sadece temel noktaları ortaya koyacağım.

İlk olarak, uygar dünyanın işçileri ve diğer sınıflardan dostları, hükümetlerini Rusya’ya –açık veya örtülü olarak– silahlı müdahale etme fikrinden tamamen caydırmalıdırlar. Rusya şu anda, İngiltere’de 1639-48 ve Fransa’da 1789-94 dönemlerinde yaşananlar ölçüsünde ve [onlara] eş değerde bir devrim yaşamaktadır. Tüm uluslar İngiltere, Prusya, Avusturya ve Rusya’nın Fransa Devrimi sırasında oynadığı utanç verici rolü oynamayı reddetmelidirler.

Bunun da ötesinde, –tüm üretken işlerin, teknik yetilerin ve bilimsel bilginin tamamen komünal olacağı bir toplum inşa etmeye uğraşan– Rus Devriminin mücadele etmekte olan partilerin uğraşıları sırasında ortaya çıkan basit bir raslantı [kaza] olmadığı, herkesin aklında yer etmelidir. Bu neredeyse bir yüzyılı bulan; Robert Owen, Saint Simon ve Fourier’in zamanlarından beri [yapılan] sosyalist ve komünist propaganda tarafından hazırlanmıştır. Ve her ne kadar tek parti diktatörlüğü aracılığıyla yeni bir toplumsal sistem yerleştirme çabası başarısızlığa mahkum olsa da; devrimin [sağladığı] işçi hakları, onun [işçi sınıfının] toplumdaki haklı yeri ve her bir yurttaşın görevleri [gibi] yeni kavramları halihazırda günlük yaşantımıza dahil olmuşlardır, –ve bunlar sürecektir.

Sadece işçiler değil, uygar dünyanın tüm ilerici güçleri devrim düşmanlarına karşı şimdiye kadar verilmekte olan desteği sona erdirmelidirler. Bolşevik hükümetin yöntemlerinde karşı çıkılacak hiç bir şey olmaması nedeni ile değil. Hiç de bu nedenle değil! Ama yabancı silahlı güçlerin müdahaleleri zorunlu olarak hükümetin diktatöryal eğilimlerini güçlendirmekte, ve [Rusya’nın] yaşamının yenilenmesinde hükümetten bağımsız olarak Rusya’ya yardım etmeye hazır olan Rusların çabalarını felce uğratmaktadır.

Parti diktatörlüğündeki içsel şeytanlıklar, bu partinin iktidarını devam ettirmesine yol açan savaş koşullarınca daha da ağırlaştırılmaktadır. Bu savaş hali, hayatın her ayrıntısını kontrol [etme yetisini] hükümetin ellerinde merkezleştiren, [böylece de] ülkenin sıradan faaliyetlerinin büyük bir kısmının durmasına neden olan diktatörce yöntemlerin kuvvetlendirilmesi için bahane oldu. Tüm sefaletimizin yabancı müdahalesinden kaynaklandığı bahanesi sayesinde, devlet komünizmine özgü şeytanlıklar on kat artmıştır.

Yine eklemeliyim ki eğer Müttefik askeri müdahaleleri devam ederse, bu Rusya’da Batı uluslarına karşı –bir gün gelecekteki çatışmalarda kullanılacak– katı duygular oluşturacaktır. Bu katılık devamlı gelişmektedir.

Kısacası, Avrupa uluslarının Rus ulusu ile doğrudan ilişkiler geliştirmesinin zamanı gelmiştir. Bu bakış açısından, sizlerin –tüm uluslardan işçi sınıfının ve ilerici unsurların– söyleyecek sözleriniz olmalı.

Genel soru üzerine bir kaç kelime daha. Avrupalı ve Amerikan ulusları ile Rus ulusu arasındaki ilişkilerin tekrar kurulması, Rus ulusunun Çarlık İmparatorluğunu oluşturan uluslar üzerinde üstünlük kurması demek değildir. Emperyalist Rusya ölmüştür ve tekrar dirilmeyecektir. Bu farklı bölgelerin [illerin, eyaletlerin] geleceği büyük bir federasyonda yatmaktadır. Bu federasyonun çeşitli parçalarının doğal arazileri [toprak sınırları] oldukça belirgindir –en azından Rus tarihi ve etnografisi ile haşır neşir olan bizler için. Rus İmparatorluğunun doğal olarak ayrı [bulunan] parçalarını merkezi bir kontrol altında yeniden birleştirme çabaları başarısızlığa mahkumdur. Bu nedenle, Batı uluslarının eski Rusya İmparatorluğunun her parçasının bağımsızlık hakkını tanımaları uygun olacaktır.

Benim görüşüm bu gelişmenin devam edeceği yönündedir. Bu federasyonun her bir parçasının [bizzat] kendisinin kırsal komünlerin ve özgür şehirlerin federasyonundan oluşacağı zamanın geldiğini görüyorum. Ve Batı Avrupa’nın belli kısımlarının da yakın zaman içinde aynı yolu izleyeceğine inanıyorum.

Bugünkü ekonomik ve siyasal durumumuza gelince, büyük İngiliz ve Fransız devrimlerinin devamı olan Rus devrimi, Fransız devriminin “gerçekte eşitlik”, yani ekonomik eşitlik olarak adlandırılanı başaramadan durduğu noktaya ulaşmaya çalışmaktadır.

Ne yazık ki, Rusya’daki bu çabalar güçlü bir şekilde merkezileşmiş parti diktatörlüğü altında yapılmaktadır. Bu çaba Baboeuf’un aşırı merkeziyetçi ve Jakoben davranışının aynısıdır. Parti diktatörlüğünün demir yasası altında aşırı merkezileşmiş bir devlet komünizmi temelinde komünist bir cumhuriyet kurma çabasının, kendi görüşümce başarısızlığa mahkum olacağını tüm samimiyetimle söylemek zorundayım. Her ne kadar insanlar eski rejimden bıkmış ve yeni yöneticilerin deneylerine hiç bir aktif direniş göstermiyor olsa da, Rusya’da biz komünizmin nasıl uygulanmaması [gerektiğini] öğreniyoruz.

Sovyetler, yani ilk defa 1905 devrimci kalkışması sırasında tasarlanan ve Çarlık defedilir edilmez 1917 devrimiyle derhal uygulamaya geçirilen işçi ve köylü konseyleri –ülkenin ekonomik ve siyasi hayatının bu tip konseyler tarafından kontrol edilmesi– fikri büyük bir fikirdir. Daha da ötesinde, bu konseylerin kendi çabalarıyla ulusal refahın üretiminde gerçek bir yeri olanlardan oluşması gerektiği ortaya çıkar.

Ama ülke parti diktatörlüğünce yönetildiği sürece, işçi ve köylü konseyleri açıktır ki tüm önemlerini kaybetmektedirler. Böylece, daha önceleri kral tarafından toplantıya çağrılan ve çok güçlü olan kraliyet konseyiyle [ing royal council] mücadele etmek zorunda kalan “Devletler Konseyi”nin [ing. States General] oynadığı pasif role indirgenmişlerdir.

Basın özgürlüğünün var olmadığı durumda, işçi konseyleri de özgürlüklerini ve gerekliliklerini kaybederler, ve –savaş durumunda olmamız bahanesiyle– iki yıldır bu haldeyiz. Ama fazlası var. Seçimler serbest seçim kampanyasıyla yapılmadığında ve seçimler parti diktatörlüğünün baskısı altında yürütüldüğünde, işçi ve köylü konseyleri tüm önemlerini yitirirler. Gayet tabii ki, bilinen mazaret eski rejimle mücadele etmek için diktatörlüğün kaçınılmaz olduğudur. Ama bu durum açıkça geriye doğru bir adımdır, çünkü devrim yeni bir ekonomik temel üzerinde yeni bir toplumun kurulmasını amaçlamıştı. Bu yeni sistemin ölüm fermanı demektir.

Zaten zayıf düşmüş bir hükümetin devrilmesinin yöntemleri eski ve modern tarihte gayet iyi bilinmektedir. Ama esinlenilecek örnekler olmadan yeni yaşam biçimleri, özellikle de yeni üretim ve değişim biçimleri yaratmak gerektiğinde; herşeyin yeni baştan inşaa edilmesi gerektiğinde; bir hükümet tüm vatandaşlarını bir lambayla ve hatta onu yakmak için kibritle donatmayı üstlenirse, bu durumda sınırsız sayıdaki resmi görevliyle bile bunu yapamaz –bu hükümet giderek cansıkıcı [başbelası,ing. becomes a nuisance] bir hale gelir. Bu ulusal bir anayol üzerinde, fırtına tarafından devrilen bir ağacı satmak için kırk resmi görevlinin yardımını gerektiren Fransız bürokrasisinin karşılaştırma olarak önemsiz kalacağı müthiş bir bürokrasi geliştirecektir. İşte Rusya’da öğrenmekte olduğumuz budur. Ve siz batılı işçilerin her türlü aracı kullanarak kaçınmanız gereken işte budur, çünkü siz gerçek bir toplumsal yeniden inşayla ilgilenmektesiniz. Toplumsal devrimin gerçek yaşamda nasıl işlediğini görmek için delegelerinizi buraya gönderiniz.

Toplumsal devrimin gerektirdiği pek çok yapıcı iş, bir kaç sosyalist ve anarşist elkitabındakinden daha önemli [olan] şeylerin yönlendirmesini gerektirse bile, [bu] merkezi bir hükümet tarafından yerine getirilemez. Bu kendi yerel koşullarında varolan ekonomik sorunların çeşitliliğini halledebilme yetisine sahip, yerel ve uzmanlaşmış güçler çoğunluğunun [kalabalığının] gönüllü işbirliğini, [onların] zekalarını ve bilgilerini gerektirecektir. Bu işbirliğini reddetmek ve herşeyi parti diktatörlerinin dehalarına terk etmek; şu anda olduğu üzere, sendikaları ve yerel kooperatif örgütlerini partinin bürokratik organlarına dönüştürerek, hayatımızın bağımsız merkezlerini yıkmak demektir. Bu devrimi başaramamanın, onun gerçekleşmesini imkansız yapmanın yoludur. Ve işte bu, bu tip yöntemlerin ödünç alınmasını [geçici olarak kullanılmak üzere alınmasını] savunmaya karşı sizi uyarmakta kendimi görevli hissetmemin nedenidir . . .

Yakın zamanda biten savaş tüm uygar dünya için yeni yaşam koşulları ortaya çıkarmıştır. Sosyalizm kesinlikle dikkate değer bir ilerleme gösterecektir; ve yerel özerklik ve özgür girişim üzerinde temellenen daha bağımsız bir yaşamın yeni biçimleri yaratılacaktır. Bunlar ya barışçıl bir şekilde veya devrimci araçlarla yaratılacaklardır.

Ama bu yeniden inşaanın başarısı, büyük ölçüde farklı insanlar arasındaki doğrudan işbirliği [kurulabilmesi] olasılığına bağlıdır. Bunu başarmak için, tüm ulusların işçi sınıflarının derhal birleşmesi ve tüm dünya işçilerinin büyük enternasyonali fikrinin tekrar canlandırılması gereklidir –ama bu İkinci ve Üçüncü Enternasyonallerde olduğu üzere, tek bir siyasi parti tarafından yönetilen bir birlik biçiminde olmamalıdır. Bu tip birliklerin var olması için şüphesiz pekçok sebep vardır; ama bunların [bu sebeplerin] ötesinde ve tüm bunları [bu sebepleri] biraraya getirecek [şekilde], dünya üretimini bugünkü kapitalizme tabii olmasından [kurtararak] dağıtmak [dağıtımını düzenlemek] üzere federe hale gelmiş, dünyanın tüm işçi örgütlerinin bir birliği olmalıdır.

NE YAPMALI?

Yaşadığımız devrim ayrı ayrı bireylerin çabalarının genel bir toplamı değildir; insan iradesinden bağımsız, bir doğal fenomen’in [ing. natural phenomenon, doğal olgu veya olay], Doğu Asya kıyılarında aniden ortaya çıkan tayfunlara benzeyen bir doğal bir fenomenin genel bir sonucudur.

Ayrı ayrı bireylerin ve hatta partilerin çalışmalarının sadece çölde birer kum tanesi, [kopan] yerel fırtınaların sadece birkaç dakikalık parçaları olduğu [bu] binlerce sebep [etken]; yeni baştan yapacak veya yıkıp geçecek, ve belki de hem yıkacak hem de yeni baştan yaratacak olan bu büyük felaketin, bu büyük doğal fenomenin biçimlenmesine katkıda bulunmuştur.

Tüm hepimiz bu büyük kaçınılmaz değişimi hazırladık. Ama aynı zamanda bu tüm daha önceki devrimler tarafından –1793, 1848 – 1871 [devrimleri tarafından]; tüm Jakobenlerin, sosyalistlerin yazıları tarafından; bilimin, sanayinin, sanatın ve diğerlerinin tüm başarıları tarafından hazırlanmıştır. Kısacası, aynen hava ve su taneciklerinin milyonlarcasının hareketleri sonucunda yüzlerce gemiyi batıran ve binlerce evi yıkan ani bir fırtınayı oluşturmasında olduğu gibi –nasıl ki bir depremde yeryüzünün sarsılması, binlerce küçük sarsıntı ve ayrı ayrı parçacıkların öncel hareketleri tarafından oluşturuluyorsa–; milyonlarca doğal neden [bu değişimin olmasına] katkıda bulunmuştur.

Genelde, insanlar olayları somut ve bütüncül bir şekilde görmezler. Apaçık tasarlanmış resimlerle düşünmektense kelimelerle düşünürler, ve devrimin ne olduğuna –ona [devrime] bugünkü biçimini veren milyonlarca nedene– dair hiç bir fikirleri olmaz; ve bu nedenle de devrimin kendi şahsiyetleri sayesinde ilerlemesinin önemini; ve kendileri, kendi dostları ve düşün arkadaşlarının bu müthiş karışıklıkta takınacakları tavrın önemini abartma eğilimindedirler. Ve şüphesiz ki, bu karışıklık tarafından harekete geçirilen yüzbinlerce gücün [yarattığı] girdapta, herhangi bir bireyin –ne kadar zeki ve tecrübeli olursa olsun– ne kadar güçsüz olduğunu anlamakta tamamen yetersizdirler.

Onlar bir deprem gibi, daha doğrusu bir tufan gibi olan bu tip bir doğal fenomenin bir defa başlamasıyla, ayrı ayrı bireylerin olayların gidişatı üzerinde herhangi bir etki oluşturmakta güçsüz kalacağını anlamamaktadırlar. Bir parti belki birşeyler yapabilir –genelde düşünüldüğünden çok daha az–, ve [partinin] etkisi –çok hafif de olsa– yaklaşmakta olan dalgaların yüzeyinde belki farkedilebilir. Ama büyük bir kütleyi vücuda getirmeyen küçük toplamlar şüphesiz ki kuvvetsizdirler –onların Gücü kesinlikle bir hiç’tirr.

Bir anarşist olan ben, kendimi işte bu durumda görüyorum. Ama Rusya’daki çok sayıdaki parti bile şu anda oldukça benzer bir durumdadır.

Daha öteye gideceğim; hükümette olan partinin [bizzat] kendisi de aynı konumdadır. Artık hükümet etmemektedir; [herşey] partinin yaratılmasına yardım eden, ama şu anda partinin kendisinden binlerce kez daha güçlü olan akım [cereyan, ing. current] tarafından sürüklenmektedir . . .

Peki öyleyse ne yapmalı?

Tam anlamı ile hazırladığımız yollardan ilerlemeyen, ama tam anlamı ile hazırlamak için de yeterince zamanımızın olmadığı bir devrimi yaşıyoruz. Şimdi ne yapmalı?

Devrimi engellemek? Saçma!

Çok geç. Devrim bizim çabalarımızı hiç dikkate almadan en az direncin olduğu yönde, kendi yolunda ilerleyecektir.

Şu anda Rus devrimi şu konumdadır. Dehşet saçmaktadır. Tüm ülkeyi harap etmektedir. Delice taşkınlığı içinde, insan hayatlarını yok etmektedir. İşte bu nedenle bu barışçıl bir ilerleme değil, bir devrimdir; çünkü neyi tahrip ettiğine ve nereye [doğru] gittiğine bakmadan tahrip ediyor.

Peki öyleyse? Öyleyse –kaçınılmaz bir şekilde reaksiyon ortaya çıkacaktır. Bu tarihin bir yasasıdır, ve bunun neden başka bir şekilde olamayacağını anlamak basittir. İnsanlar devrimin gelişme biçimini değiştirebileceğimizi tasavvur ediyorlar. Bu çocukça bir düştür. Devrim öyle bir güçtür ki onun büyümesi değiştirilemez. Ve nasılki her dalganın ardından [kumda] bir oyuk [açılması] kaçınılmazsa, nasılki heyecanlı bir faaliyetin ardından insanoğlunda kuvvetsizliğin [ortaya çıkması] kaçınılmazsa, reaksiyon da şüphesizki kaçınılmazdır.

Bu nedenle yapabileceğimiz tek şey, yaklaşmakta olan reaksiyonun taşkınlığını ve gücünü azaltmak için tüm enerjimizi kullanmaktır.

Ama çabalarımız nelerden oluşabilir?

Tutkularımızı ılımlandırmak –diğer yandaymışçasına mı? Kim bizi dinler ki? Bu rolü üstlenerek birşeyler yapabilecek diplomatlar olsa bile, bunun zamanı henüz gelmedi; ne bu taraf, ne de öbür taraf henüz onları dinlemeye hazır değil. Bir şeyi görüyorum; devrim kendini tamamıyle tükettikten sonra, her bir partideki yapıcı [inşa edici] çabayı yürütme yetisine sahip insanları biraraya toplamalıyız.

Çeviri: Anarşist Bakış
Dmitrov, Rusya, 28 Nisan 1919.
İlk İngilizce Basım:Labour Leader, 22 Temmuz 1920.
Kaynak: “Anarchy Archives” (Peter Kropotkin, Kropotkin’s Revolutionary Pamplets. Editör Roger N. Baldwin, Vanguard Press Inc., 1927).

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Revisions