Bireyciliği Tekrar Düşünmek – 1993/2001 – Joe Peacott

Çevirenin Notu: Çevirenin metine yaptığı eklemeler, açıklamalar vb, […] ile gösterilmiştir.

Bu broşür iki kısımdan oluşmaktadır. İlki, günümüzde anarşistler arasında genelde unutulan, gözardı edilen veya yanlış yorumlanan bir anarşist düşünce okulunu, bireyci [ing. individualist] anarşiyi savunan Joe Peacott’un [yazdığı] bir makaledir. İkinci kısım ise Jerry Kaplan’ın, temelde geçmişe ait bireyci anarşistlerce veya [onlar] hakkında yazılmış çok sayıdaki kitap ve makalenin bir listesini çıkardığı –bazı notları da içeren– bir bibliyografyadır. Bu [bibliyografya kısmı], ve [Joe’nun] makalesinde bahsettiği ve/veya eleştirdiği bazı bireyci olmayan kaynakların yanısıra, günümüz bireyci kaynakları hakkında Joe’nun makalesinin sonunda yer alan bibliyografya; okuyucunun bu broşürdeki fikirleri, ve yine geçmişteki ve günümüzdeki diğer bireyci anarşist eğilimleri daha derinlemesine inceleyebilmesi amacı ile [yazıya] dahil edilmiştir.
İlk Elektronik Uyarlama: Kasım 1993.
Gözden Geçirilmiş Hali: Şubat 2001.

Giriş

Bu broşürün amacı bireyci anarşist fikirlere kısa bir giriş yapmaktır. On yıldan daha fazla bir süredir envai çeşitteki amerikan ve uluslararası anarşist yayınları okumuş, ve kıtalararası anarşist toplantılara katılmış [kişiler] olarak; pek çok anarşistin baskın bir şekilde kolektivist bakışa sahip olması kadar, anarşist düşünce ve pratikte [varolan] bireyci geleneğe karşı yaygın düşmanlık veya onun hakkındaki bilgisizlik bizi oldukça rahatsız etti. Anarşist hareket içindeki bu güncel eğilim nedeniyle, bireyciliğin [ing. individualism] savunmasını dile getirmenin önemli olduğunu düşündük.

Ondokuzuncu yüzyıl ve yirminci yüzyılın ilk on yılı boyunca, bireyciler birleşik devletlerindeki anarşist hareketin çoğunluğunu meydana getiriyordu. New Harmony, ve Josiah Warren ile takipçileri tarafından örgütlenen Modern Times gibi bireyci topluluklar [ing. community, cemaatler]; ve birleşik devletlerin her yerinde yaygın bir şekilde okununan, Benjamin Tucker tarafından basılan bireyci gazete Liberty gibi yayınlar vardı. Bunun yanısıra, Lillian ve Moses Harman, ve Angela ve Ezra Heywood gibi radikal cinsel hareketi içinde önde gelen kişilerin çoğu da bireyci anarşistlerdi.

Bu dönemin kolektivist anarşistleri bireyci geleneğe aşinaydı, ve onu anarşist geleneğin geçerli bir kısmı olarak değerlendiriyorlardı. Alexander Berkman What is Communist Anarchism [adlı yazısında] bireyciliği kısaca tartıştı; ve her ne kadar bireyciliği pratik olmaması ve hatalı olması nedeniyle reddettiyse de, anarşist düşüncenin meşru bir kolu olarak değerlendirdi. Errico Malatesta, Property’de kendisini komünist olarak adlandırırken, anarşist bir toplumda bireyci ekonomik düzenlemelerin olabilirliğini tartıştı, ve farklı ekonomik biçimlerin birarada ve işbirliği içinde var olacağı bir dünyayı tahayyül etti. Diğer bir komünist anarşist Emma Goldman ise ekonomi ve taktikler hakkında bireycilerden farklılaşırken, birçok bireyci anarşistle ilişki kurdu ve/veya birlikte çalıştı. Yazılarında, özellikle The Individual, Society, and the State ve Minorities and Majorities’de [Çoğunluğa Karşı Azınlık], Goldman bireyciliğin ve bireyci özgürlüğün önemini vurguladı. Bunların yanısıra, kolektivist Rudolf Rocker “Pioneers of American Freedom” adlı kitabında, amerikan bireyci geleneğinin ayrıntılı, olumlu bir genel özetini verdi.

Ama bugün, daha geniş bir toplumsal kolektif ve ona tabi kılınmış [ikincil durumda] bir bağlam haricinde, anarşist basının çoğunda bireycilik, bireyci ve bireysel özgürlükten neredeyse hiç bahsedilmemektedir. Örneğin Boston’da yayınlanan What’s Left dergisi, 1989 yılında basılan “What is Anarchism” [Anarşizm Nedir?] adlı makalede, zaten gayet açık olan “bireyci anarşistler bireyin özgürlüğüne birincil derece önem verirler” şeklindeki saptamasıyla, bireyci anarşist düşüncelere sadece bir cümlenin yarısını ayırmıştır (Ama aynı makalenin daha ileri kısımlarında ise [yazar], feminizm, sıradışı cinsiyetçilik, tinsellik ve punk gibi modern hareketin içindeki anarşist-olmayan “akımlar” hakkında üç paragraf ayırmıştır). Bireycilerin endişelerine yönelik tek cevabı ise [şöyledir]; “ideal anarşist toplumda, bir bütün olarak topluluğun ihtiyaçları bireylerin özgür iradesine aşırı derecede [haksız yere] tecavüz etmeden, adil bir şekilde karşılanabilir”; bu tip bir toplulukta [karşılaşılabilecek] olası çatışmalardan hiç bahsedilmemektedir. Bu makalenin yazarı gibi pek çok anarşist esas olarak –aynen devletçi solun yaptığı gibi– insanların, sınıfların, ulusların, ırkların, cinslerin veya diğer “baskı altındaki grupların” kurtuluşundan bahsetmektedirler. Aslında anarşistlerin çoğunluğu, devletçi sosyalistlerin “topluluk” veya grubun bireye göre öncelikli [üstünde] olması görüşünü [aynen] benimserken, [onlardan] sadece devleti reddetmeleriyle farklılaşıyor gözükmekteler. Onların komünist anarşizm veya liberter sosyalizm görüşleri, bireysel özgürlük ve farklılıklar için oldukça az bir alan bırakmaktadır. Kolektivist toplumsal sistemlerinde başarmayı umdukları ekonomik ve toplumsal eşitliğin insanlar arasındaki çatışmaları ve farklılıkları ortadan kaldıracağını, ve böylece de herkesin herkesle dayanışmayı ve uyum içinde yaşamayı arzulayacağını düşünüyor gözüküyorlar.

Kolektivist ütopyayı reddeden birisi anti-sosyal, sağ-eğilimli veya “gerçek” bir anarşist olmayarak değerlendirilmekte, ve genellikle de diğer anarşistler tarafından ciddiye alınmamaktadır. Pek çok anarşist gazete, BAD Brigade gibi bireyci yayınları gözardı ederken, devletçiler tarafından basılmış kitap ve dergilerin reklamını yapar. Bunun yanısıra bazı anarşistler bireyci anarşistlerdense devletçilerin konferanslarını [panellerini] finanse etmekte daha isteklidirler. Örneğin burada, Boston’da, anarşist Black Rose grubunun bazı üyeleri, geçmişte –Rosa Lüxemburg’un biyografisinin yazarı olan– Stephan Bronner –ki konuşması boyunca açık bir şekilde anarşist fikirlerle alay etmiştir– dahil olmak üzere anarşist olmayan bazı konuşmacıları finanse ederken, konferans serilerinin bir parçası olarak bir bireyci anarşistin konuşma yapmasına karşı çıkmışlardır. BAD Brigade’in yazılarının tümünün açıkça anarşist olmasına karşın, şurası açık ki bizim bireyci anarşist görüşümüz, [kendilerini bizden ziyade] diğer solcularla ilişkilendiren ve onları ilerleten pek çok anarşistin [gözünde] bizi fazlasıyla gelenek dışı [ing. heretical] yapmaktadır.

Bu broşür sayesinde, pek çok anarşistin sahip olduğu kolektivist eğilimin bir eleştirisini başlatmaya niyetleniyoruz, ve anarşist hareket içinde bireysellik ve bireysel özgürlük konularına karşı ilgiyi ve bilinçliliği yeniden alevlendirmeyi umuyoruz. Umut ediyoruz ki bu konuların yeniden tartışılması, amerikan ve uluslararası anarşist hareketlerde daha ferah bir atmosferin [oluşmasını] teşvik edecektir.

Bireycilik Nedir?

Anarşist hareketin içinde, bireysel özgürlük fikirlerinin tartışılmasını engelleyen bireyciler hakkında birçok yanlış fikir yayılmıştır. [Bireyci anarşistler] kolektivist anarşistlerin çoğu tarafından, çaresiz işçilerin daha kolay soyulması için devletten kurtulmayı arzulayan açgözlü kapitalistler olarak görülmektedirler. Bunun yanısıra sıkça kendilerinin dışındakilerin sorunlarına duyarsız olarak, ve insanlar arasındaki işbirliğine tamamen muhalif olarak değerlendirilmektedirler. Bunlar kolektivist ve bireyci anarşistler arasında dikkate değer bir diyalog başlatılmadan önce kurtulunması gereken söylencelerdir.

Bireyciler insan özgürlüğü ve mutluluğunu azamileştirmenin yolunun sadece devleti değil, diğer bütün gönülsüz işbirliklerini ve örgütlenmeleri ortadan kaldırmakla gerçekleşeceğine inanırlar. Her ne kadar herhangi bir örgüt veya topluma zorunlu katılmayı onaylamasam da, arzu ve ihtiyaçlarını daha iyi bir şekilde karşılamak maksadıyla özgür bireyler arasında [gerçekleşen] işbirliğine karşı değilim. Refah devletine karşıyım ve özel mülkiyeti destekliyorum; ama duyarlı insanların yardıma ihtiyacı olanlara gönüllü olarak yardım etmesini teşvik ediyorum. Ve gönüllü ekonomik faaliyetler üzerindeki kısıtlamalara karşı çıkarken, kar olarak adlandırılan başkalarının emeğinin çalınmasına da karşı çıkıyorum. İnsanların arzularının, ne devletin ne de topluluğun kontrolü olmaksızın, gerçekleşebileceğine ve adil bir toplumun başarılabileceğine inanıyorum.

Bireycilerin kişiye bakışı kolektivistlerden oldukça farklıdır. Bireyci, görüşler insanları bugün, yani özgür olmayan toplumda bile, kendilerinin içinde bulundukları durumlarda en azından kısmen sorumluluk alması gereken sorumlu birimler [karar alma yetisine sahip bağımsız kişiler, ing. agent]; ve böylece de kendi durumlarını en azından kısmen değiştirmeye muktedir [birimler] olarak değerlendirir. İnsanların düşünme ve yaşamlarını sürdürme tarzlarındaki derece derece ve sıkça da küçük [olan] değişiklikler sayesinde; ve liberter görüşü benimseyen insanların sayısındaki devamlı genişleme sayesinde hükümet ortadan kaldırılabilir ve dünya özgür olana doğru değişir.

Diğer yandan kolektivistler ise sıklıkla insanları, [insanların] kendi seçimlerini yapma yetisinden alıkoyan, ve böylece de [insanların] kendi hayatlarına ve sorunlarına dair tüm sorumluluklardan özgürleştiren şeytani bir toplumsal sistemin daimi kurbanları olarak görürler. İnsanlara dair bu bakış, insalara ve onların sorunlarına karşı elitist [seçkinci] bir yaklaşıma yol açar. Kolektivistler sıklıkla insanları ilgisiz ve olgun olmayarak, ve bu yüzden de devamlı düzenlemelerle ve yasalarla kendilerinden ve diğerlerinden korunma gereksinimi içinde olarak nitelendiren, anarşist olmayan bir pozisyona ulaşırlar. Nadire örneğin, yasadışı zevk verici ilaçların kullanımıyla ilgili olan şiddet ve rahatsızlıklara çözüm olarak ilaçların yasallaştırılmasını ve düzenleme dışı bırakılmasını savunurlar. Onların görüşünde, açıktır ki ancak (aydınlanmış kolektivistler tarafından yapılan) devrimin ardından, ve liberter sosyalizmin ekonomik dengelemesi diğer insanların mantık melekelerini [yetilerini, ing. faculty] geliştirmelerine, ve böylece de denetlenmeksizin kararlar almalarına imkan verir.

İnsanlara yönelik farklı bakışları nedeniyle, bireyciler insanların sorun ve çözümlerine oldukça farklı yollardan bakarlar. Bireyci düşüncedeki temel fikir, diğer saldırgan ve baskıcı olmayan kişilerin eşit haklarına müdahale etmemek koşuluyla, birey olarak bir kişinin kendi bedeni ve mülküyle istediğini yapmakta özgür olduğu [fikridir]. Buna ek olarak, bireyciler insani etkileşimin tüm alanlarında, kişinin rıza gösteren insanlarla arzulanan her türlü faaliyette bulunabilmesi özgürlüğünü desteklerler. Kişiler, rıza gösteren herhangi bir kişiyle istedikleri ekonomik, cinsel, tıbbi veya herhangi başka bir ilişkiyi seçmekte özgür olmalıdırlar.

Ancak bu özgürlükle beraber sorumluluk da ortaya çıkar. Bireyciler, özgür bir toplumun ve özgür yaşamın pek çok açıdan denetleyici bir refah devletinden daha riskli olacağının farkındadırlar, ve bunu özgürlüğün bedeli olarak kabul ederler. Her ne kadar anarşist toplum muhtamelen çok daha az şiddet içeren bir toplum olacak olsa da, zorunlu politik devletin güvenlik yöntemlerinin bir kısmı olmaksızın var olacağız. Bireysel faaliyetlerin hükümetsel ya da hükümet dışı düzenlenmesinden kurtulmak özgür bir toplumu, ama aynı zamanda artık zorla oluşturulmuş “güvenlik ağı”nın olmayacağı bir toplumu ortaya çıkaracaktır. Özgür bir toplumda, ve hatta büyük ölçüde şimdi bile, özgürlüğü arzulayan insanlar eylemlerinin sonuçlarını da kabullenmek zorunda olacaklardır. İnsanlar baskıcı yasalar aracılığıyla kendilerinden korunmamalıdırlar, ancak insanlar kendi özgür eylemleri sonucunda kendilerini zora sokan, kendilerine zarar veren veya kendilerini risk altına sokan diğer insanların yardımına koşmaya zorlanmamalıdırlar. Eğer –hem tedavi edici hem de eğlendirici– ilaçların serbest kullanımı üzerindeki [yasaklayıcı] yasalar kaldırılırsa, insanların kendilerine zarar vermeleri bugünkünden daha fazla olması (o kadar olası gözükmese de) ihtimal dahilindedir. Ancak bu söz konusu yasaların sürdürülmesini destekleyen bir şey değildir. Bu ilaçları kullanan insanlar onları sorumlu bir şekilde kullanmalıdırlar, aksi takdirde sonuçlarına katlanırlar. Kendimi tercih ettiğim herhangi bir şekilde tedavi etme özgürlüğüm, benim ya da başkalarının bu ilaçları diğerlerinin onaylamadığı veya tehlikeli olabilecek bir şekilde kullanacak olması [ihtimali] nedeniyle kısıtlanmamalıdır. Ancak öte yandan da, kararımın sonuçlarından daha sonra pişman olacağım olursam, ilaç imalatçısını ya da ilaç satıcısını sorumlu tutamam. Benzer şekilde, kadınlar isterlerse çocuk sahibi olmayı, veya kürtaj yapmayı seçmekte özgür olmalıdırlar; veya yine gebeliği sona erdirmeyi ya da önlemeyi arzularlarsa istedikleri herhangi bir gebelikten korunma yöntemini kullanabilirler. Ama bir kimse bir kere çocuk sahibi olmaya karar verdiği zaman, artık bu çocuğun [yetişmesinde] ilgisiz kişileri –okul veya kreş için vergi biçiminde onlardan para söğüşleyerek– yardımcı olmaya zorlayamamalıdır.

Bireyciler özgürlüğe tüm öteki herşeyden daha çok önem verdikleri için, insanlar arasındaki belli derecedeki eşitsizliklere kolektivistlere nispetle daha fazla tolerans gösterme isteklisidirler. Gönüllü bir toplum tüm insanlara yaşamlarını arzuladıkları şekilde [yaşamaları] için sınırsız olanaklar sunacaktır; ancak insanlar ve arzuları arasındaki farklılıklar nedeniyle, bazı insanların diğerlerinden daha fazla mülke [servete] sahip olmaları, diğerlerinden daha sağlıklı veya diğerlerinden daha mutlu olmaları olasıdır. Ancak kredilere ulaşmakta ve piyasalara girmekte [uyguladığı] kısıtlamalarla tekel ayrıcalıklarını zorla kabul ettiren bir devletin yokluğunda, mevcut toplumdaki büyük refah ayrılıkları ve [bunun] sonucunda yaşam standartlarındaki aşırı farklılıklar olmayacaktır. İnsanların farklı şeylere gereksinimleri vardır ve [farklı şeyler] arzularlar; ve adil bir toplum için mutlak bir ekonomik eşitliğin gerekli olması için hiç bir neden yoktur.

Bireyci Bir Toplum Neye Benzeyecek?

Kendilerini bireyci anarşist olarak adlandıran bir sürü insan var; ve hem bugün ne yapacağımız, hem de geleceğin neye benzeyeceği konularında kendi aramızda sıkça anlaşmazlığa düşmekteyiz. Örneğin Wendy McElroy, Sam Konkin, Murray Rothbard, David Friedman ve Voluntaryist’ler gibi kapitalist anarşistler bireyci anarşislerdirler. Öte yandan Benjamin Tucker, Josiah Warren ve John Mackay gibi geçmişteki bazı diğer bireyciler ve ben gibi, komünizmi reddettikleri kadar kapitalizmi de reddeden başka bireyciler de vardır. Özerk bireyler arasındaki gönüllü sözleşmelere dayanan bir anarşist toplum, muhtamelen bazıları komünist, bazıları kapitalist, bazıları bireyci veya karşılıkçı olacak değişik ekonomik sistemleri takip eden komünlerin ve bireylerin bir karışımı olacaktır. Bu toplumlar, kendilerinden farklı bir şekilde yaşamayı seçen diğer topluluklar veya bireylerce müdahale edilmedikleri sürece yanyana barış içinde varolabilirler (p.m. bolo’bolo [adlı] kitapta, bu kadar farklı topluluk ve bireylerin bir dünyanın nasıl işleyebileceğinin bir modelini sunmaktadır). Örneğin ben bireyci bir toplumda yaşamayı arzularım; ancak başka tip toplumlara katılımın kesinlikle gönüllü olması koşuluyla, diğerlerinin kapitalist veya komünist ekonomik düzenlemelere katılma özgürlüklerine saygı gösteririm.

Devlet olmadığında kredi ve para üzerinde tekeller olmayacaktır. Herhangi bir insan grubu biraraya gelerek, William B. Greene ve (yazıları ilk defa Benjamin Tucker tarafından ingilizceye çevrilen) P.J. Proudhon’un tasvir ettiği üzere, bir karşılıklı [ortak, ing. mutual] bankası kurabilirler. Bu tip bir bankanın üyeleri kendi mülk veya emeklerini ipotek ederek kredi alabilir, ve karşılığında –diğer üyelerin kabul etmek üzere anlaştığı– tahvil [senet, ing. bill of exchange] alabilirler. Düzenlenmeye tabii olmayan bankacılık sektöründeki rekabet, faiz oranlarını bankanın cari faaliyet harcamalarını karşılayacak bir seviyeye düşürecek, ve faiz geliri içindeki tüm hak edilmemiş [çalışmadan kazanılmış, ing. unearned] karı ortadan kaldıracaktır. Artık fiilen herkesçe ulaşılabilir olan kredilerin mevcudiyetindeki [miktarındaki] bu artışla, insanlar kendi işlerini kurabilirler veya diğerleriyle ortaklaşa projelere girişebilirler; ve [keza] kendi iş ya da faaliyetlerindeki seçeneklerin alanını fazlasıyla genişletebilirler. Piyasa alanındaki bu yaygın rekabet nedeniyle, emeklerini diğerlerine satmaya devam etmeyi seçenler emeklerinin tam değerini yansıtacak ücretleri talep edebilirler, çünkü kredilere kolay ulaşım ve böylece [mevcut] diğer ekonomik seçenekler, bundan daha azını kabul etmeme konusunda kendilerini özgür kılacaktır. Bu, karı ortadan kaldıracaktır.

Ekonomik özgürlükteki bu genişleme, ekonomik teşebbüs çeşit ve sayısında büyük artışlara, ve sonucunda da piyasa alanında varolan ürün ve hizmet çeşit ve sayılarında da bir arttışa yol açacak. İnsanlar, satıcı, alıcı ve kendileri ile anlaşma yapmayı arzulayan tüccarlar bulabildikleri müddetçe, istedikleri herşeyin üretimini, satımını, alımını veya ticaretini yapabilirler. Piyasa alanına serbest giriş sayesinde oluşan rekabet, daha düşük fiyatlara ve daha yüksek kaliteye yol açacaktır. Ancak ürünlere, işlere, hizmetlere ve insanlara lisans verecek ve [bunları] “onaylayacak” düzenleyici bir devletin olmaması; bireyin satın almayı arzuladığı ürün ve hizmetlerin kalitesi ve dayanıklılığı konusunda araştırıp, bulma sorumluluğunu üstlenmek; ve [bireyin] piyasa alanında kendi çıkarını korumak için diğer insanlar ve işler hakkında daha bilgili olmak zorunda kalması demektir. İşleri, ürünleri ve hizmetleri inceleyecek, ve tüketicilerin bilinçli seçimler yapmasına yardım edecek bireysel teşebbüsler veya Tüketiciler Birliği gibi organizasyonlar ortaya çıkacaktır.

İnsanlar yanlızca işledikleri ve [üstünde] ikamet ettikleri toprağın sahibi olacaklardır. Ne toprak sahipleri ne de kira olacaktır. Ev kurma, tarım ile diğer ekonomik ve toplumsal faaliyetlere karışacak sınırlama [tapulama, çitleme, parselleme gibi] düzenlemeleri olmayacaktır. Eğer insanlar kendi ev ve çiftliklerine [ing. homestead] sahip olabilseler, ve istedikleri bir yere istedikleri şeyi inşa edebilselerdi, hoşlandıkları şekilde yaşama özgürlükleri artacaktı. Ev kıtlığı ve istemeden evsiz kalma olmayacaktı.

Tam bir ekonomik özgürlüğün yanısıra bireyciler yaşamın tüm diğer alanlarında da tam özgürlüğün taraftarıdırlar; basın üzerinde hiçbir düzenleme olmadan, telif hakkı olmadan, istedikleri her türlü konuşma, yayınlama, resim yapma, fotoğrafçılık yapma, sergileme ve [radyo veya tv] yayını yapma özgürlüğü; hiç bir yasal yaş sınırı olmaksızın, anlaşmanın bir parçası olarak para veya hediye değişimi olsa dahi, ilişkiye girmeye razı olanlarla seks veya aşk yapma özgürlüğü; ilaç üretimi ve satışı üzerinde hiç bir düzenleme olmaksızın, herkesin terapik [ing. therapeutic] veya dinlenme amaçlı olarak kendini tedavi etme özgürlüğü; arzulanmayan bir ceninin kürtajla alınıp alınmaması dahil olmak üzere, çocuk sahibi olma veya olmama özgürlüğü; istediği bir zamanda ve şekilde insanın kendi hayatını sona erdirme özgürlüğü; hiç bir düzenlemeye veya diğerlerinin kusurlarına tabi olmaksızın, bir kimsenin arzuladığı her tür silahla kendini silahlandırma özgürlüğü; ister tanrı/tanrıça olsun veya isterse kozmik bir pandispanya olsun, ne kadar aptalca olduğu önemsiz olmak üzere, arzuladığı herhangi bir şeye inanma özgürlüğü; yaşayabileceği ikamet edilmeyen, işlenmeyen toprak veya yer olduktan sonra, dünya üzerinde seçtiği herhangi bir yerde yaşama özgürlüğü; zorunlu eğitimden [sakınma] özgürlüğü; polis, mahkemeler, vergiler, hapishaneler ve hükümetin tüm diğer tezahürlerinden özgür olma. Gönüllü olan herhangi bir şey kabul edilebilirdir. Baskıcı ya da saldırgan olan hiç bir şey kabul edilemez, ve bireyin seçeceği araçlarla karşı gelinir.

Bireyci toplumun bu bakışı geçmişte pekçok amerikalı ve az sayıdaki avrupalı anarşist tarafından paylaşılmıştır, ama günümüz anarşistleri arasında çok daha az sayıda sahiplenilmektedir. Ancak bu fikirlere inananlarımız, bireyci toplumların komünist anarşist ve liberter sosyalistler tarafından önerilen alternatiflerden daha çok insanların işine yarayacağına inanmaktadırlar.

Kolektivizmin Bazı Sorunları: Bireyci Eleştiri

Kolektivist görüşteki insanların ve bu dünyanın en ciddi sorunu, benim “grupçuluk” olarak adlandırdığım şeydir; yani insan kategorilerinin bu kategorileri oluşturan bireysel üyelerden daha önemli olduğu, ve onların ihtiyaç ve arzularını tamamıyla yansıttığı düşüncesi. Aynen diğer solcu basın gibi, kolektivist anarşist basın da “kadınların sorunları”, “diğer renkten [beyaz olmayan] topluluklar/insanlar”, “işçi sınıfı”, “lezbiyen ve gay toplulukları”, “AIDS’li insanlar (PWA’ler)”, vb. referanslarla doludur (Kolektivistler arasında insanları bu tip gruplar içinde gettolaştırma eğiliminin mükemmel bir örneği olarak, Love and Rage’in her sayısında yayınlanan siyasi bildirisine bakınız). Burada yapılan varsayım, bu farzedilen topluluk ya da grupların kendinden tahvilli [ing. self-proclaimed] temsilcilerinin bir şekilde çok sayıdaki insandan oluşan bu gruplardaki tüm bireyler adına konuşabildiğidir. Konferanslarda veya diğer bazı olaylarda, konuşmalarına şu tarz ifadelerle başlayan birçok insanı sıkça dinlemişimdir: “Bir kadın (veya siyah, eşcinsel, lezbiyen, vb.) olarak konuşan ben …”, ve sonra da [adeta] üzerine tartışılan tanımlamayı paylaşan tüm diğer insanların temsilcileriylermişçesine konuşmalarına devam ederler. Ve Mayday (sayı 6)’deki bir yazar, “diğer renkten insanların kendi mücadeleleri var; bu bizim olmayabilir” diye beyanatta bulunuyordu. Bu varsayılan topluluk ya da grupların çok değişik çıkar ve bakış açılarına sahip olan, farklı bireylerden meydana geldiği gerçeği ise hiç ifade edilmez.

Hiç kimse siyah insanların veya kadınların veyahut eşcinsellerin ya da işçilerin çıkar ve fikirleri hakkında anlamlı bir şekilde konuşamaz; çünkü [kişiler] sıklıkla nasıl ki farklı sınıf, cins, renk veya cinsel eğilim sahibi olan kişilerle oldukça benzeşirlerse, bu markalarla tanımlanan “grupları”ndaki diğer üyelerle de çoğunlukla oldukça benzemez olacaklardır. Solcuları, anarşistleri ve diğerlerini dehşete düşürecek şekilde, çok sayıda kürtaj karşıtı kadın, sendika karşıtı işçi, Sandinist olmayan Nikaragualı ve ANC karşıtı siyah Güney Afrikalı vardır. Renkleri ve cinsiyetleri temelinde insanlara dair varsayımlar yapan kolektivist anarşistler, aynı kriterler temelinde insanlar hakkında varsayımlar yapan anarşist olmayan [kesimler] kadar ırkçı ve cinsiyetçidirler; sadece farklı, ancak eş derecede geçersiz varsayımlar yaparlar.

Bu insanlar, yine bir kimsenin faaliyetlerini de kişinin parçası olduğu “topluluklar” temelinde farklı değerlendirirler. Örneğin, Reality Now (sayı 8)’de başka her durumda hayvanları kürkleri için öldürünleri suçlayan hayvan kurtuluşçuları, kürk avcısı kızılderilileri savunmaktadırlar. Bu insanlara göre, kızılderililerin “eziliyor olmaları” gerçeği, onların kızılderili olmayan amerikalıların eleştileceği bir davranış içinde bulunmalarını kabul edilebilir kılar. Benzer şekilde kolektivist anarşistler Open Road (sayı 20)’de, Big Mountain bölgesindeki dine/navajo yerli insanlarının hiyerarşik ve otoriter toplumsal yapılarını destekleyerek, kızılderili olmayan amerikan halklarının “geleneksel Yerli Amerikan liderliğindeki ‘yönelimi kabul etmeye’ ” teşvik etmekteler. İnsanların sahip oldukları [deri] renklerine dayanarak, yetkeyi [otoriteyi] savunanlar ancak ırkçı olabilirler.

Grupçu bakış, aynı zamanda birçok kolektivist anarşistin, [grubun] bazı üyeleri onaylamadıkları bir şey yaptıkları zaman grubun tüm üyelerini kolektif olarak suçlamalarına neden olur. Bu 1989’da San Francisco’da [organize edilen] anarşist kongresinde defalarca örneklenmiştir. Çalışmalar çalışmaları takip ederken, mikrofonda “erkekler” bazı erkeklerin cinsiyetçi tavırları nedeniyle devamlı surette suçlandılar. Ve açık mikrofonda yapılan bir oturumda, heteroseksüeller bazı konferans katılımcılarının iğrenç homoseksüel karşıtı davranışları nedeniyle suçlandılar. Günlük konferans bülteni, “homofobi” [homoseksüellik korkusu] hakkındaki bu konuşmalar sırasında, konuşmacıların “gay anarşist hareketinin süreceğinde ısrarlı olduklarını, ve eğer [bu davranış] değişmezse ortada saf [ing. straight] bir anarşist hareketin olamayacağında” ısrar ettiklerini rapor etmekteydi. Bazı erkek ya da heteroseksüellerin hatalı davranışları yüzünden tüm erkekleri ve heteroseksüelleri suçlamak doğru olmamanın da ötesinde, gözdağı vererek yaratılan bir çekingenlik sayesinde cinsiyetçilik ve heteroseksüellik hakkındaki gerçek tartışmayı boğmakta kullanılan mükemmel bir taktiktir.

Grupçuluk, kolektivist anarşistlerin sıklıkla bazı fazlasıyla otoriter hareket ve kurumların destekleyicisi ve/veya mazaret üretecisi [bir konuma düşmesine] yol açar. Örneğin pekçok kolektivist anarşist ulusların kendi kaderini tayin hakkını destekler, ve aynen Emancipation (sayı 60)’daki giriş makalesinde sandinistlerin savunulmasında (yine yazarın Mondale için oy kullandığını belirten bir ifadenin de yer aldığı) olduğu gibi, aynı ilkeyi savunan otoriter sosyalist ve ulusal hükümetlere sempati duyma eğilimindedirler. Bunun yanısıra Instead of a Magazine (sayı 34)’de, kürtajın yasal ilan edilmesine karşı çıkan, nikaragua’nın Atlantik kıyısında yaşayan Kızılderili halka saldıran ve zorunlu askerliği kurumsallaştıran sandinistleri eleştirdiğim makale yüzünden eleştirildim. Bu kolektivist anarşistlerin ulusalcılığı olan destekleri, New York’daki Sabotage kolektifi üyelerinden bazılarının kitapevlerinin camekanına Nelson Mandela’nın bir posterini ve Fidel Castro’nun bir vecizesinin yazılı olduğu tabelayı yerleştirmelerine bile yol açmıştır. Buradaki sorun, bu tip ulusalcı grup ve liderlerin, bu “ulusların” bireysel üyelerinin çıkarlarını birleşik devletler hükümetinin birleşik devletler yerleşiği [ing. resident] bireylerinin çıkarlarını temsil etmesinden daha fazla temsil ediyor olmamasıdır. Ancak pek çok anarşisti de kapsamak üzere birleşik devletlerdeki solcular, bu çeşitli ulusalcı grubun “meşru istekler”ini desteklemezlerse emperyalizm-yanlısı veya ırkçı olarak damgalanmaktan çekinme eğilimindedirler. Bu gruplar karşı çıktıkları hükümetlerin yerine, yine bazılarının haklarını çiğneyecek ve bazılarına ise ayrıcalık tanıyacak ve asla kolektivist tahayüllerdeki eşitlikçi toplumu üretemeyecek başka kötü devletler koymuşlardır. Bu ulusalcıların destekçileri, böylece birleşik devletler hükümeti ya da müttefiklerinde olsaydı karşı çıkacakları otoriter pratiklerin fiili destekçisi bir konuma düşmektedirler. Onlar [kolektivisler] eğer burada, amerikada yapılacak olsaydı asla kabul etmeyecekleri pratiklere başvuran latin amerikan (ve diğer) hükümetlerini mazur görmenin ırkçı olduğunun farkında değilmiş gibi gözüküyorlar.

Bireyci bakış oldukça farklı bir duruş ortaya çıkarır. Birleşik devletlerin (ve diğer emperyalistlerin) başka ülkelerdeki insanların yaşamlarına müdahelelerine karşı çıkarken, ben –hangi politik tanıma sahip olursa olsun– [bu insanların] yaşamlarına yerel hükümetlerce müdahele edilmesine de eş derecede karşıyım. Emperyalizme karşı olmak otoriter anti-emperyalistleri desteklemeyi gerektirmez. Birleşik devletler hükümetinin burada ve dışardaki özgürlük karşıtı ve bireycilik karşıtı faaliyetlerini eleştirdiğim gibi, diğer hükümetlerin (ve bireylerin) benzer faaaliyetlerine de aynı şekilde karşı çıkarım. Yerli insanların öldürülmesi, kürtajın suç olması, zorunlu askerlik ve piyasa alanındaki kısıtlamaların nikaragua’da birleşik devletlerdekinden daha meşru olması için hiç bir neden yoktur. Her nerede olursa olsun, devlet eleştirimizde tutarlı olmamız gerekir. Bireyciler özbelirlemeyi [kendi kaderini tayin hakkı, ing. self-determination] desteklediklerinde, biz halkların değil bireylerin özbelirlemesinden bahsetmekteyiz: [yani] bireylerin kendi yaşamlara dair tüm kararları alma özgürlüğü. “Ulusların (veya halkların) özbelirlenim hakkı” açıkça bu hedefle çelişir.

Burada birleşik devletlerde, kolektivist anarşistler başka bir gurupçu ideoloji olan feministleri de destekleme eğilimindedirler. Aynen ulusçulara olan desteklerindeki gibi, kolektivistler feministleri tüm kadınların temsilcileri olarak kabul etme hatasını işlerler; ve erkekler tarafından sergilenen cinsiyetçiliğe tahammülsüzken, feministler tarafından sergilenen cinsiyetçi tavır ve davranışları sıkça destekleme veya maruz görme arzusundadırlar. Dışlayıcı, sadece kadın “alan”larının oluşturulmasını –San Francisco anarşist konferansı sırasında olduğu gibi– ve –San Francisco konferansından önce [düzenlenen] Obnoxious Wimmin’s Network toplantısı gibi– sadece kadınların katılabildiği konferansların [düzenlenmesini] desteklerler; Love and Rage, Reality Now ve San Francisco konferans bülteni’nde olduğu gibi, açıkça kendilerini “man” ve “men” kelimelerinden dahi uzak tutmak için “woman” ve “women” gibi kelimeleri, “womyn” ve “wimmin” gibi ilginç şekillerde telaffuz ederler; “hayatının bu döneminde politik olarak erkeklerle çalışamayacağını öğrendiğini” söyleyen Mayday (sayı 6)’in yazarı gibi feministlerin cinsiyetçi yazılarını eleştirmekte isteksizdirler (Bu açıklamasıyla sadece bazı salak erkeklerle çalışmış olması nedeniyle tüm erkeklerin birer sorun olduğunu söylemektedir. Eğer siyahi insanlar hakkında benzer şeyler söylemiş olsaydı anarşist basındaki tepkileri bir hayal edin). Başka bir yazar, 1989 yılı Mayday Ekim sayısında, erkekler hakkındaki diğer pek çok cinsiyetçi yorumlarının yanısıra, “wimmin [kadınlar] cinsiyetçilik hakkında yalan söylemezler” diyor (Feminist ortodoksinin aksine, kadınlar hiç de erkeklerden daha az yalan söyleme eğiliminde değildirler).

Kadın ve erkeklerin birlikte çalışmaları sıklıkla sorunludur. Bazı anarşist olaylar ve anarşist yazılar dahil olmak üzere, bazı erkekler kadınlara karşı cinsiyetçi tavır ve tutum içindedirler. Bazı kadınlar, özellikle erkekler etraflarındayken, kendilerini öne sürmezler. Ama her iki cinsten de diğerleri [üzerinde] hakimiyet kuran pek çok insan vardır; ve daha da fazlası –yine her iki cinsten de olmak üzere– kendilerine hakim olunmasına izin vermektedirler. Yine birlikte çok iyi çalışan, cinsiyet sözkonu olmaksızın bir diğerine saygı gösteren; hakim olma veya boyun eğmekten ziyade işbirliğini tercih eden kadın ve erkekler de vardır. Erkek ve kadınlar arasındaki tüm anlaşmazlıkların cinsiyetçilikten sebepli olarak betimlemek hem doğru değildir, hem de bireycilik karşıtıdır. Ne bütün erkekler ne de bütün kadınlar aynı şekilde davranır. Cinsiyetçi düşünceye dayanan fikir ve eylemlere karşı çıkmamız gerekirken, eylemlerini ve sorunlarını daha iyi anlamamız için insanlara bireyler olarak bakmamız gerekmektedir. Bir cinsiyetçi ideolojinin yerine başka bir cinsiyetçi ideolojiyi geçirmek, kadın ve erkekler arasındaki ilişkileri ve anlayışı daha fazla özgürleştirmenin yolu değildir.

Ulusalcılığa, feminizme ve genelde grupçuluğa olan bu desteğin kaynağı, birey ve grupların bireyci görüş açısından oldukça farklı bir şekilde [değerlendirilmesine] dayanmaktadır. Kolektivistler, grupların kendileriyle anlaşmazlık içinde olan bireylerin özgürlükleri üzerinde baskın olma hakkına sahip olduklarını düşünürler. Öte yandan bireyciler ise, bireyler[-den] meydana gelen grupların bizzat bireylerin sahip olduğu hak ve özgürlüklerden daha fazlasına sahip olmaması gerektiğine inanırlar. Birey bir diğerini öldürmekte, birşeyini çalmakta, onu köleleştirmekte veya onu yönetmekte serbest olmamalıdır. Bu nedenle ister bir devlet, isterse bir kolektif veyahut bir topluluk olsun, bireyler[-den oluşan] grup diğerlerini idam etmekte (öldürmekte), diğerlerini vergilendirmekte (çalmakta), diğerlerini askere almakta (köleleştirmekte) veya diğerleri üstünde “halkın iradesini yerine getirmekte” (yönetmekte) serbest olmamalıdır. Yanlızca birey, yaşamı ve mülkü ile neler yapmak istediğine karar verme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Birey zorlayıcı olmadığı müddetçe, onun eylemleri ile “topluluk”un hiç bir alakası olmamalıdır.

Kolektivist Gruplarda Karar-Alma

Diğer grupçu örgütler ve kurumların gurupçu ideolojilerini ve bireycilik karşıtı eylemlerini desteklemelerinin yanısıra, kolektivist anarşistler bizzat kendi örgütlerindeki bireysel farklılıklara karşı da hoşgörü göstermeme eğilimindedirler. Şurası açık ki –bireycilerin karşı çıkmadığı– örgütlerde de kararlar alınabilmesi gerekmektedir. Oybirliği, oylama ve tüm diğer grup-[içi] karar-alma yöntemleri belli zamanlarda ve belli durumlarda kullanışlıdırlar (her ne kadar –özellikle büyük gruplarda– oybirliğinin sık sık, ya oylama formalitesi olmaksızın çoğunluğun azınlığı yavaş yavaş sindirmekte ya da azınlığın karar alma sürecini tıkayarak grubu felce uğratmakta kullanıldığına inansam da). Benim esasen kuzey amerikalı anarşist toplantılara dayanan kişisel deneyimim, kolektivistlerin –belirli bir anda hangi belirli genel [karar alma] biçimi benimsenmiş olurlarsa olsun– destekledikleri kararların alınmasını zorla kabul ettirmek ve karşı çıktıkları fikirlerin bastırılmasını sağlamak için, grup karar-alımını manipüle etmekte aşırı istekli oldukları şeklinde. Bu herhangi bir örgütün doğasına içkin olan bir sorundur, ancak üyelerin büyük bir kısmı kolektivist ve grupçu bir bakışı paylaştığında bu sorun daha da ağır bir hale gelir; çünkü bu tip örgütlerde “grubun iyiliği” her zaman azınlığın görüşünü bastırmayı veya göz ardı etmeyi meşrulaştırmak için kullanılabilir.

Haymarket ’86 toplantısı için Kasım 1985’de düzenlenen bir planlama toplantısı sırasında, kolektivist anarşist bir grupla çalışmanın öğretici yanıyla yüz yüze geldim. Bu toplantıda, ShiMo Underground temsilcilerinin konferans hazırlıklarına katılıp katılmayacağı hakkında görüş ayrılığı baş gösterdi; çünkü [ShiMo Underground] anarşist değildi, ve anarşistlerle olduğu kadar leninistlerle de birlikte çalışıyorlardı. Oradakilerin büyük bir kısmı (yaklaşık 40 kadar anarşistin ve onlardan ise sadece 2 kişinin olduğuna dikkat edin), onların konferansı anarşist olmayan bir şekle yönlendireceklerinden çekinerek, ve hatta “bizim fikirlerimizi” çalacaklarını düşünerek ShiMo’nun katılımına şiddetle karşı çıktı. Konferansı anarşist olmayan fikirlerden “korumak” gerektiğini düşünüyor gibi gözüküyorlardı. Ben kişisel olarak, tartışmaktan çekinmediğim için ShiMo’dan olan insanların kalmasına izin verilmesi gerektiğini düşünüyordum; görüş farklılıklarının tartışılmasının önemli olduğunu ve diğerlerinin anarşist fikirleri “çalmalarının” veya benimsemelerinin ise harika olacağını düşünüyordum. Bu yüzden karar zamanı geldiğinde, karar almak için [önceden] anlaşılan süreç olan oybirliğine ulaşılmasını engelledim. Kolektivistler, İstediklerini ulaşamadıkları için çoğunluk oylamasıyla karar alınması gerektiğine karar verdiler; ve tabii ki ShiMo karar-alma sürecine katılmaktan men edildi. Benim burada bir grubun kimin katılıp katılmayacağına karar vermesine hiç bir itirazım yok. Ama ilkeli ve açık bir şekilde çalıştığını iddia ederken, kendi amaçlarına ulaşmak için grup sürecinin manipüle edilmesine itirazım var.

Bu bakış, [yani] kendi arzuladıkları amaçlara ulaşmak için ilkesiz [ahlaksız] araçların kullanılıyor olmasını onaylama öyle gözüküyor ki pek çok kolektivist anarşist tarafından da paylaşılmakta. Bireyciler araçların amaçlar kadar önemli olduğunu görüyorlar; ya da (bireyci anarşist bir örgüt olan) Voluntaryist’lerin kendi dergileri The Voluntaryist’in bildirgesinde yayınladıkları gibi, “Eğer araçlara dikkat edersen, amaç kendi kendine dikkat edecektir”. Her baskıcı olmayan bireyin kendince ve kendiliğinden önemli olduğuna, ve grup uğruna bireyin refahına veya görüşlerine aldırılmamasının asla doğru olmayacağına inanıyorum. Gönüllü örgütler kendi işlerini uygun gördükleri tarzda yapmakta serbest olmalıyken, –gerçekte anarşist olsun ya da olmasın tüüm örgütlerin olageldiği üzere– bireysel üyelerinin görüşlerini göz ardı edenler giderek hiyerarşik ve otoriter olacaktır.

Sonuç

Yukarıda benim gibi bireyci anarşistlerin, birey olarak kişiyi insan toplumunun en önemli parçası olarak görmemiz nedeniyle kolektivist anarşistlerden ayrıldığını gösterdim. Bizler, diğer bir baskıcı olmayan kişinin özgürlüğünü çiğnemedikçe, bireylerin arzuladıkları herhangi bir faaliyeti, istedikleri kişilerle, her nerede ve her ne zaman olursa olsun gönüllü olarak sürdürmekte özgür olmaları gerektiğine inanıyoruz. İnsanlar kullandıkları ve ikamet ettikleri toprak ve mekanın sahibi olmakta, ve arzuladıkları baskıcı olmayan ekonomik girişimlere katılmakta özgür olmalıdırlar. Yine bireyciler, –diğerlerini arzularının aksine kendi toplumlarına katılmaya zorlamadıkça– insanların komünist, sendikalist, kapitalist veya herhangi başka bir türdeki topluluklarda yaşamalarının serbest olması gerektiğine inanırlar. Kısacası, bireyciler, hiç bir devlet veya topluluk düzenlemesi olmaksızın, saldırgan olmayan insanların kendi yaşamlarının tüm alanlarında seçme özgürlüğüne sahip olmalarının, birey olarak insanoğlunun gereksinim ve arzularını karşılamakta en iyi yol olduğuna inanmaktadırlar.

Bu fikirler bireyciler için olduğu kadar, kolektivistler için de dikkate alınması ve tartışılması gereken önemdedirler. Kolektivistler ve bireyciler önemli ve temel bir düşünce kümesini paylaşırlar, yani devlet eleştirimiz; ve hükümetin ortadan kaldırılması ortak hedefimiz üzerinde birlikte çalışabiliriz. Ancak bizim bu projede etkin bir şekilde işbirliği yapmamız için, kolektivistlerin bireyci düşünceleri bugün olduğundan daha fazla ciddiye almaları gerekmektedir. Umut ediyoruz ki bu broşür, bu fikirlerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeniden değerlendirilmesi sürecine katkıda bulunacaktır.

 

Bibliyografya

“Anarchist Economics”, The Alarm, Bahar, 1990. kolektivist anarşist bir gazetede yayınlanmış, anarşist toplumda çoğulcu ekonomik biçimlerin olması gerektiğini belirten bir makale.
Armand, E. Selected Writings of an Outsider. Özel sayı -The Storm, 1981. Anarşi, cinsel özgürlük, bireycilik vb. üzerine bireyci yazılar.
“Attack the Real Sources of Suffering” Reality Now, Kış, 1988- Bahar, 1989. Hayvan kurtuluş hareketi yanlısı anarşist bir dergide, amerikan kızılderilileri tarafından hayvanların öldürülmesini savunan bir makale.
B, Nina. “Another View of the Women”s Gathering”, Without Borders Chronicle, 22 Temmuz, 1989. San Francisco anarşist toplantısı öncesindeki ayrımcı kadınlar toplantısı tartışmaları.
Berkman, Alexander. What is Communist Anarchism?, New York: Dover, 1972. Bireyci ve karşılıkçı fikirleri içeren, komünist olmayan anarşistlere dair kısa bir bölüm içeriyor.
Black Cat Collective. What Ever Happened to Sabotage?, New York: Black Cat Collective, 1990. Anti-solcu hizibin Sabotage Kitapçılık’ta olanlara dair kayıtları.
Coughlin, Michael E, Charles H Hamilton, and Mark A Sullivan. Benjamin R. Tucker and the Champions of Liberty: a Centenary Anthology. Bireyci anarşist hareket ve bireyci yazarlara dair modern bireycilerin yazıları.
Cozy, David. “An Open Letter to the Readers of I.O.A.M.”, Instead of a Magazine, Kış, 1984. IOAM’ın bir önceki sayısında Joe Peacott tarafından yazılan sandinista karşıtı bir yazının sandinista yanlısı eleştirisi.
Epton, Terry. “Individualism and/or Communism”, Instead of a Magazine, Güz, 1987. Anarşist hareket içindeki çoğulculuğun bir savunması.
Ervin, Lorenzo Komboa. A Draft Proposal for the Founding of The International Working Peoples Association. New York (?): Anarchist Black Cross (?), tarihsiz. Siyahi insanlar ve kadınlar için ayrımcı birlikler kurulması çağrısının yapıldığı kolektivist anarşist broşür.
“Facing Up To Racism”, Open Road, Güz, 1986. Big Mountain’de, Kızılderili olmayan insanları “geleneksel Yerli Amerikan liderliğinin yönelimini kabullenmeye” çağırıyor.
Flannery, Maureen. “Union of Egoists: a Recollection”, The Storm, Kış, 1982-1983. Bireyci anarşist sendika birliği deneyimine dair anılar.
Freebird. “Animal Liberation and Native Struggles”, Reality Now, Kış, 1988-Spring, 1989. Hayvan kurtuluşçuları hayvanların amerikan kızılderilileri tarafından öldürülmesini savunuyor.
Friedman, David. The Machinery of Freedom: Guide to a Radical Capitalism. 2. baskı. LaSalle, IL: Open Court, 1989. Anarşist kapitalist fikirlerin sergilenmesi.
Goldman, Emma. Anarchism and Other Essays. New York: Dover, 1969. “Çoğunluğa Karşı Azınlık” makalesini içeriyor.
_______. Red Emma Speaks: Selected Writings and Speeches by Emma Goldman. Ed. Alix Kates Shulman. New York: Vintage Books, 1972. “Birey, Toplum ve Devlet” makalesini içeriyor.
Greene, William B. Mutual Banking. Worcester, MA: 1870. Bireyci bir anarşist tarafından serbest bankacılık, para ve kredi üzerine tezler. (Greene’in karşılıkçı bankacılık hakkındaki görüşlerinin bir özeti için bakınız, Jerry Kaplan’ın bibliyografisi içindeki Martin’in Men Against the State)
Harms, Tracy B. No Proxy: a Radical Individualist Proclamation. Boulder, CO: Anarchist Propaganda Ebullition (APE), 1982.
Hess, Karl. “Anarchism”, The Spark, Mayıs/Haziran, 1984. Bireyci anarşist fikirlere kısa bir giriş.
Highleyman, Liz. “What is Anarchism?”, What’s Left in Boston, Mayıs, 1989. Bireycilikten şöyle bir bahsedip geçen, anarşizme standart bir kolektivist giriş.
“Homophobia…at an Anarchist Conference? in San Francisco?”, Without Borders Chronicle, 24 Temmuz, 1989. San Francisco anarşist toplantısında yaşanan homoseksüellik karşıtı olayların ve homoseksüelistlerin konuşmalarının kayıtları.
“Individual Choice and its Enemies”, The Alarm, Bahar, 1990. Kürtaj seçimindeki özgürlüğün bireyci bir savunması.
Kernochan, Jim. “On the Subjection of Children”, The Storm, 1980. Bireycilerin aile ve çocuklara bakışı.
King, Susan, et al. “Democratic Convention Comments by Participants”, Mayday, Ekim, 1988. King’in siyasi olarak erkeklerle çalışmayacağını belirtmesi, ve yine renkli insanların kendi mücadelelerinin olduğunu belirten imzasız bir açıklama yer alıyor.
“Kronstadt, A. The Betrayal of Sabotage”. New York: Shadow Press, 1990. Sabotage Kitapçılıkta olanların solcu hizip tarafından kayıtları.
“Love and Rage Political Statement”, Love and Rage, Nisan, 1990. Kolektivist anarşist gazetede grupçu markaların gerçek bir sözlüğü.
Malatesta, Errico. Property. Mountain View, CA : SRAFprint Co-op, tarihsiz. İnsanların bireyci ekonomik ve toplumsal düzenlemeleri seçme özgürlüğünü savunan bir komünist anarşistten farklı mülkiyet biçimlerinin tartışması.
Mackay, John Henry. The Freedomseeker: the Psychology of a Development. Freiburg/Br: Mackay Gesellschaft, 1983. Bireyci anarşist roman.
Manning, Caitlin. “Nicaragua Visited”, No Middle Ground, Güz, 1983. “Anti-Otoriter” bir dergide sandinista devletinin savunusu.
McElroy, Wendy, ed. Freedom, Feminism, and the State: an Overview of Individualist Feminism. Washington: Cato Institute, 1982. Bireyciler ve/veya anarşistler tarafından yazılan cinsiyetçilik karşıtı yazılar.
_______. “Individualist Anarchism vs ‘Libertarianism’ and Anarchocommunism”, New Libertarian, Ekim, 1984. Bireyci anarşist geleneğin anarşist kapitalist özeti.
Nicole. “Nicole’s letter”, Anarchonotes sayı 2, 1986. Haymarket ’86 toplantısında, bazı kadınlar tarafından bazı erkelere karşı sergilenen cinsiyetçi tavrın bir eleştirisi.
“November Conference Summary”, Haymarket ’86 Bulletin sayı 1, 1985 (?). ShiMo Undergroung grubunun karar-almaya katılmasını yasaklamasının ayrıntılarını tartışamayan Haymarket ’86 düzenleme toplantısı raporu.
“Obnoxious Wimmin’s Network”, Without Borders Chronicle, 20 Temmuz, 1989. San Francisco anarşist toplantısı öncesinde düzenlenen ayrımcı kadınlar toplantısı raporu.
O’Keefe, Steve. “The Challenge for Anarchism”, The Spark, Mayıs/Haziran, 1984. Bir anarşist bireyci tarafından yazılan anti-komünist makale.
Parker, SE. “The Anarchism of Max Stirner”, Freedom, 22 Kasım, 1980.
_______. “Three European Anarchist Individualists: Some Notes on Armand, Martucci and Novatore”, The Storm, Yaz, 1978.
Peacott, Joe, ed. Against Separatism. Boston, MA: BAD Press, 1990. Özellikle feminist ve gay/lezbiyen özgürlük hareketlerindeki ayrımcılığı eleştiren, çoğunlukla anarşistler tarafından yazılmış yazıların derlemesi.
_______. “Anarchist Individualism”, Instead of a Magazine, Güz, 1985. Bireyci fikirlere kısa bir giriş.
_______. “Joe Peacott Replies to David Cozy”, Instead of a Magazine, Kış, 1984. IOAM’ın aynı sayısında yayınlanan sandinista yanlısı bir makaleye cevap.
_______. Letter to New Libertarian, June 1985. New Libertarian dergisinin Ekim 1984 sayısında yayımlanan Wendy McElroy’un makalesine anti-kapitalist bireyci bir yanıt.
_______. “The Sandinistas”, Instead of a Magazine, Güz, 1984. Sandinista devletinin bireyci anarşist bir eleştirisi.
p.m. bolo’bolo. New York: Semiotext(e), 1985. Çoğulcu, devletsiz bir toplumun neye benzeyeceği hakkında bir görüş.
Potts, Corey. “Fighting Sexism in the Movement”, Mayday, Ekim, 1989. “Kadınlar cinsiyetçilik hakkında yalan söylemezler” gibi pekçok cinsiyetçi ifade içeren makale.
Proudhon, P-J. Proudhon’s Solution of the Social Problem. Ed. Henry Cohen. New York: 1927. Proudhon’un karşılıklı bankacılık ve para üstüne yazılarından bir derleme.
_______. Selected Writings of P-J Proudhon. Ed. Stewart Edwards, trans. Elizabeth Fraser. Garden City, NY: Doubleday, 1969.
Sears, Hal D. The Sex Radicals: Free Love in High Victorian America. Lawrence, KS: The Regents Press of Kansas, 1977.
Solneman, KHZ. The Manifesto of Peace and Freedom: the Alternative to the Communist Manifesto. Freiburg/Br: Mackay-Gesellschaft, 1983. Bireyci anarşist manifesto.
Storm, The. “Mackay Society” tarafından zaman zaman yayımlanan bireyci anarşist dergi; Mackay Society, Box 131, Astor Station, New York, NY 10023
Sullivan, Mark A. “An Anarchist View of the Land Problem”,The Storm, 1984/1985. Toprak kullanımı, ikamet ve sahipliğe bireyci anarşist bir bakış.
“The Sandinista Revolution: Vanguard Leadership and Direct Democracy”,Open Road, Bahar, 1984. Kolektivist anarşist bir gazetede sandinistlerin savunusu.
Thornley, Kerry. “It Ain’t the Landlord – It’s the Rent!!!”, The Storm, Yaz, 1978. Toprak kirası, toprak mülkiyeti ve kalıcı evrensel kira grevleri (PURS) hakkında bireyci bir tartışma.
Watner, Carl; George H Smith, and Wendy McElroy. Neither Bullets nor Ballots: Essays on Voluntaryism. Orange, CA: Pine Tree Press, 1983. Voluntaryist’lerden bireyci anarşist yazılar.
Weyrich, Paul M and William S Lind. “The Quiet American Revolution”, The Boston Globe, 2 Şubat, 1991. Hak ve kimliklerin bireye değil, gruplara ait olduğu şeklindeki solcu görüşün bir eleştirisi.
Willie. “Reflections on Nicaragua”, Emancipation, Aralık, 1984. Mondale için oy verdiğini itiraf eden yazar tarafından sandinist devletinin savunusunu başyazısında belirten anarşist bir dergi.
______. “Reflections on Nicaragua”, Emancipation, Mart-Nisan, 1985. Sandinist taraftarı ve oy kullanma yanlısı başka bir makale.

Not: Makalenin devamında 19. yüzyıldaki ve 20. yüzyılın başlarındaki Amerikan Bireyciliğine dair derlenmiş ayrıntılı bir bibliyografya var. İlgilenler kaynak linkini takip ederek yazının sonuna bakabilirler.

Çeviri: Anarşist Bakış

Kaynak: “Individualism Reconsidered”

Print Friendly, PDF & Email
Sosyal Ağlarda, Paylaş!

    Revisions