Savaş Üzerine, Kōtoku Shūsui 1904.

  Genel

                                                                                     

Japonya topraklarında Anarşizm mücadelesinin ilk militanlarından, anti-militarist Kōtoku Shūsui, 5 Ekim 1871’de Nakamura Şehri’nde doğdu, Heimin Shinbun adındaki gazeteyi çıkartırken, doğrudan eylem üzerine olan fikirleri sebebiyle o sırada geniş bir koalisyonu içeren Japonya Sosyalist Partisi’nden ihraç edildi, 1911’de birçok Anarşistle beraber, İmparator’a suikast düzenlemeyi planladıkları iddiasıyla egemen sınıf tarafından katledildiler. Pyotr Kropotkin’in ”Ekmeğin Fethi” adlı eserini Japonca’ya çeviren Shūsui, aynı zamanda birçok makalenin ve kitabın da yazarıydı!

 

Daha önce İngilizceye çevrilmemiş bu eseri, Japoncadan çevirerek savaşın her geçen gün yükseldiği bu günlerde size sunuyoruz.

 

 

Bizler savaşı ilelebet reddedeceğiz/bizler savaşı asla kabul etmeyeceğiz!

‘’Tüm zamanın ve mekanın kötülükleri tek bir yerde toplansaydı dahi bir meydan muharebesinin getirdiği zarardan daha fazla olamadı’’ 

Voltaire

‘’Savaş insan ahlakına, insanın varlığına ve bedenine verdiğinden daha fazla zarar verir’’   

Erasmus

Toplar ve ateşli silahlar zalim ve iğrenç/tiksinç araçlardır ve ben inanıyorum ki bunlar şeytanın doğrudan teşvikiyle ortaya çıkmıştır.

  Luther

 

Vakit gelmiştir. Hakikat uğruna, adalet uğruna, cennetin altındaki yeryüzü tüm canlıların refahı için savaşı önlemek için haykırmamız gereken vakit gelmiştir!

 

Heimin Shimbun’un kurulduğu gün ilan etmiştik ki; evrensel insan halklarının kardeşliğini tam anlamıyla hayata geçirebilmek adına, ırk ayrımları veya yönetim farklılıklarına bakmaksızın tüm dünyanın silahlanmayı tasfiye etmesi ve savaşı ortadan kaldırması acil bir zorunluluktur. 

 

Takip eden süreçte tüm enerjimizi yalnızca bu tek meseleye hasretme fırsatı bulamamış olsak da; çeşitli köşe ve bölümlerimizde vesile doğdukça bu ilkeyi açıklamak ve savunmak için nasıl çaba gösterdiğimizin, feraset sahibi okurlarımızca takdir edildiğine inanıyoruz.

 

Bugün ise Japonya ve Rusya arasındaki meselede; fitneciler hadiseleri körükleyerek durmaksızın halkı galeyana getirmekte, basiretsiz yöneticiler tedbiri elden bırakıp devleti tehlikenin içine sürüklemekte ve iki ülke arasındaki ayrışma ile anlaşmazlık günden güne daha da vahim bir hal almaktadır. Yalan üç kez tekrarlandığında gerçek sanılır misali(japoncasında farklı bir gönderme var), aklı başında olanlar dahi olmayanların peşine takılıp koşmaktan kendini alamamaktadır. Hadiselerin sürüklediği bu gidişatın, ne denli ölçülemez can pazarlarına ve kan gölüne yol açacağı ortadadır; tehlike had safhadadır.

 

Bunun da ötesinde yurttaşlarımızdan kimisi zaferin getireceği kibri düşlediği için, kimisi bu ortamdan fırsat bilip haksız kazanç sağlama peşinde olduğu için, kimisi de içindeki savaş hevesini tatmin etmek istediği için sabırsız bir çılgınlıkla seferberlik naraları atmakta, savaşı haykırmaktadır; bu sesler adeta şeytanın kükreyişini andırmaktadır. Bizler bu vaziyet karşısında yoldaşlarımızın sorumluluğunun ne denli ağırlaştığını derinden hissediyoruz. Savaşı durdurmak için olanca gücümüzle haykırmamızın vakti gelmiştir.

 

Bizler savaşı sonuna kadar reddediyoruz! Savaş ahlaki açıdan bakıldığında korkunç bir günahtır; siyasi açıdan bakıldığında korkunç bir zehirdir; iktisadi açıdan bakıldığında ise korkunç bir kayıptır. Toplumsal adalet onun yüzünden yıkılır, halkın refahı onun yüzünden ayaklar altına alınır. Bizler savaşı sonuna kadar reddetmek ve onun önlenmesini var gücümüzle haykırmak mecburiyetindeyiz!

 

Ah, hem yönetenlerin hem yönetilenlerin savaş için çılgına döndüğü, milletin çoğunun gözlerinin kör, kulaklarının sağır olduğu böylesi bir zamanda, tek başına savaşı durdurmak için haykırmanın, iki elle koca bir ırmağın akışını durdurmaya çalışmaktan daha güç olduğunu pekâlâ biliyoruz. Fakat bizler, hakikatin ve adaletin emrettiği doğrultuda inandığımızı söylemekten ve bunu haykırmaktan geri duramayız. Nitekim Heimin Shinbun’un bugün yayımlanan onuncu sayısının tüm sayfalarını bütünüyle bu gayeye adıyoruz.

 

Ah sevgili kardeşlerim! Artık özünüze dönün ve bu çılgınlıktan uyanın! Adım adım içine sürüklenmekte olduğunuz bu günahtan, bu zehirden ve bu yıkımdan kendinizi kurtarın.

 

Cennetin(Japonca Gök, Cennet ve İmparator aynı karakterleri kullanır. 天) getirdiği felaketlerden kaçınabiliriz, ancak kendi başımıza getirdiğimiz felaketlerden kaçınamayız. Savaş bir kere patlak verdiğinde, zafer veya yenilgiden bağımsız olarak, savaşı takip edenler sonsuz acı ve pişmanlık çekeceklerdir. Hakikat adına, adalet adına, cennetin altındaki tüm canlıların iyiliği adına, bu gecenin yarısı vicdanınıza danışın.

 

-Kotoku Shusui, 1904